100 Yıl Önce 2000’li Yılların Teknoloji Tahmini Böyle Yapılmıştı

H.A.A.R.P Projesi Nedir ? H.A.A.R.P İle Neler Yapılabilir ?

Elevatorsan Tohum-Bakliyat İşleme Sistemleri

Saç Dökülmesine Sihirli Dokunuş; Saç Ekimi Uzmanı Songül Alcı

Soğuk Havada Evsizlerin Neler Yaşadığını Anlayabilmek İçin 2 Gün Sokakta Kalan Gazeteci; Ahmet Külsoy

GÜNDEM 23 Ocak 2017
158 views

Sabah gazetesi muhabiri Ahmet Külsoy İstanbul’da kar yağışının ve soğuğun en yoğun olduğu 9-10 Ocak tarihlerinde iki gününü sokakta geçirdi ve evsizlerin hangi zor şartlarda hayatta kalmaya çalıştıklarını gözlemledi.

En soğuk günlerin yaşandığı o iki günde belediyenin açıklamasına göre 921 kişi sokaklarda yaşıyordu ve bunların tamamı koruma altına alınmıştı. Tabi ki evsizlerin ne kadar zor dudumda olduklarını gözlemleyip dile getirmek isteyen gazetecimiz de bu 921 kişiden biriydi. Şimdi sizleri gazetecinin bizzat yaşadığı ve gözlemlediği o çok zor 2 günün anıları ile baş başa bırakıyoruz;

‘İlk gün ilk gün 3.5 saat bekledim. Beyaz Masa’dan yardım istendi, gelen olmadı’

ilk gün 3.5 saat bekledim. Beyaz Masa’daki görevliler “Arkadaşlarımız 5-10 dakika içinde gelecek” demiş ama gelen olmadı. Sabrımı zorladım. Rüzgâr ve tipi ayakta durmamı zorlaştırıyordu. Çaresizdim. Ayakkabım su almıştı. Belirli bir süre sonra hayal bile kuramıyorsun. Her şeyden umudunu kesiyorsun. ‘Bu soğukta donup öleceğim’ diyorsun, yani giderek robotlaşıyorsun.

Gelen görevliler logo belli olacak şekilde ilk olarak fotoğrafımı çektiler

İkinci gün tramvay durağının arkasına bir pikap geldi. 2 kişiydiler. Beni pikaba almadan önce “Alo 153” logosu gözükecek şekilde cep telefonu ile fotoğraf çektiler. Çekilen fotoğrafları dört beş yerle paylaştıklarını hissettim. Nereyle paylaştıklarını sormadım.

Gittikleri yer kapalı bir alandı ama sıkıntılar orada da bitmiyordu

Sıkıntılı bir bekleyişin ardından alınan gazetecimiz bir spor salonuna götürüldü ve gözlemlerine burada devam etmeye başladı;
Girişte kimliği istediler. Kayıt yaptılar. “Şapkanı çıkar” dediler. Çıkardım, fotoğraf çektiler. İçeri girdim. Salonda iki televizyon vardı. Her yer yatak olarak kullanılan sedyelerle doluydu. Az sonra tuvalet tarafından bir ses duydum. Tuvalet ve banyo iç açıcı değildi. Kirliydi, yetersizdi ve ihtiyacı karşılamıyordu. Biri “Haydi ulan, çabuk. Ev tuvaleti değil burası” diye bağırıyordu. Salonun bir köşesinde de sedye tartışması vardı. Biri diğerinin sedyesini kaptı.

İçerisi yaklaşık 10 dereceydi ve havasızdı

Zor bir günün ardından akşam olmuştu ve uyuma vakti geliyordu. Herkes bulabildiği en rahat yere kıvrılıp yattı. Gazeteci ertesi sabah olanları böyle anlattı;

Salondakiler sabah ezanıyla uyandı. Ezan sesini duyan kalkıyor ve hemen dışarı bakıyordu. Hava açmış mı diye, hava düzeldiyse gitmek için. Düzelmediğini görünce, çıkıp hava alıp, üşüyünce geri dönüyorlardı.

İçeride sıcaklık 10 dereceydi. İçerisi havasızdı. Çoğu ayakkabısını çıkarıp, başucuna koyuyordu. Horlayanlar çoktu. Belediyenin doktorları geldi. Hasta olanları muayene etti ve onlara ilaç verdi.

Birbirinden farklı onlarca insan onlarca hikaye

Salondakiler için yemek çok önemliydi. Kahvaltıda çay, peynir, zeytin, öğle yemeğinde çorba, barbunya ve bulgur pilavı vardı. Ama hemen herkes uygulamadan çok memnundu. Şükrediyorlardı. Sürekli “Allah devletimizden razı olsun. Bu kar kış kıyamette dışarıda değiliz” diyorlardı. Hikayelerini dinledim. Mesela Nevzat, kundura ustası… “Yargıtay’da hâkim akrabam var. Ama yazma, görür ayıp olur” dedi. Yaşar, Sultangazi’de ablasının yanındaymış eniştesi istemeyince sokakta kalmış…

Sabah Gazetesi/Ahmet Külsoy

Bizi Facebook'ta Takip Etmeyi Unutmayın
Yorumlar

Henüz hiç yorum yapılmamış.

error: İçerikler Telif Hakkı İle Korunmaktadır. İzin Alınmadan Kopyalanamaz, Başka Bir Yerde Paylaşılamaz !