İnsanlığın En Eski Yerleşim Yerlerinden Biri Olan Çatalhöyük İle İlgili İlginç Bilgiler

4 dakikada okuyabilirsiniz


2
17 , 2

İnsanlık tarihinin en eski yerleşim yerlerinden biri olan Çatalhöyük nerededir? Çatalhöyük insanlık için neden önemlidir? İşte bir Dünya mirası olan Çatalhöyük ile ilgili ilginç bilgiler.

Çatalhöyük; M.Ö 7000 yılına dayanan insanlık tarihinin en eski yerleşim yerlerinden biri, Anadolu’nun ise bilinen en eski yerleşim birimidir. Konum olarak Konya ilinin Çumra ilçesinde bulunan Çatalhöyük’te, günümüzden 9 bin yıl önce yaklaşık 8 bin kişi yaşamış, daha sonra henüz belirlenemeyen ve sadece tahminlerin yürütüldüğü sebeplerle bu yerleşim yerini terk etmişlerdir.

Günümüzde yapılan kazı çalışmalarında insanlığın eski yerleşim yerlerinden olan Çatalhöyük ve o dönemde yaşayan insanlar ile ilgili bir çok önemli bilgiye ulaşılmıştır. İnsanlık tarihi için önemli olan ve yaklaşık 9 bin yıl öncesine ışık tutan bu ilginç bilgileri inceleyelim.

Kentin ve evlerin yapısı nasıldı?

Çatalhöyük’te evler birbirine bitişik olarak yapılmıştı ve bu evler dış kapı ve pencerelere sahip değildi. Evlere giriş ve çıkış sadece evlerin çatı kısmında bulunan deliklerden sağlanabilmekteydi. Araştırma yapan bilim insanlarına göre evlerin kapılarının olmaması yırtıcı hayvanlardan korunmak için bir önlemdi. Ayrıca günümüz hava şartlarına göre en az 10 derece daha soğuk olan bölgede evlerin sıcak tutulabilmesi için de bu önlem alınmıştı.

Evlerin birbirine bitiş olması sebebi ile şehirde sokak kavramı yoktu. İnsanlar şehrin dışına çıkmak için çatılardan yürümek zorundaydı. Yüksek yerleşim yerleri olmadığı ve evlerin neredeyse aynı yükseklikte olmasından dolayı çatılardan ulaşım herhangi bir zorluk yaratmıyordu.

O dönem yaşayan insanlarda tuvalet kültürü henüz gelişmemişti ve evlerde tuvalet bulunmuyordu. İnsanlar tuvalet ihtiyaçlarını ya evlerin aralarında bulunan küçük boşluklarda, yada kentin hemen dışında ki boş alanlarda gideriyordu. Kentin ve evlerin yapısında ki bir diğer ilginç detay ise ölülerin gömülmesiydi. Çatalhöyük kentinde bir mezarlık yoktu. Ölen insanlar evlerin odalarının zeminlerine kazılan çukurlara gömülüyor ve üzeri yine toprakla kapatılıyordu. Evden bir sebeple taşınılması durumunda ise ölen kişinin sadece kafatası alınarak yeni taşınılan eve götürülüyordu.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  Palu Ailesi Final,Palu Family,Müge Anlı, Kan Donduran Hikaye...

Beslenme ve günlük yaşam

Çatahöyük halkı günlük yaşamının büyük bölümünü evinde geçiriyor ve mecbur kalmadıkça şehirden dışarı çıkmıyordu. Kentten çıkma işi sadece yiyecek stokları tükenmeye başladığında 8-10 kişilik gruplar halinde yapılırdı. Kadınlar çevrede bulunan ağaçlardan ve bitkilerden sebze ve mevyeler toplar, erkekler ise avlanmaya giderlerdi. Her iki grup için de oldukça tehlikeli olan bu iş tamamlanır tamamlanmaz hemen kente dönerler ve güvenli evlerinde yaşamaya devam ederlerdi.

O günlerde aslan, kaplan, leopar ve çok büyük kurt sürülerinin bulunduğu topraklar insanlar için hiç güvenli değildi ve bir çok insan bu vahşi hayvanların saldırısı sonucu hayatını kaybetmişti. Yaşanan bu tecrübelerden sonra bölge halkı mecbur kalmadıkça şehirden ayrılmama kararı almıştı.Uzaklarda başka kentler olduğunu bazı zamanlarda gelen tüccarlardan öğrenseler de dışarının çok tehlikeli olması onları bu kentten ayrılmamaya zorluyordu. Henüz yazı keşfedilmediği için taşlara veya duvarlara yazılar yazmamışlardı. Fakat günün boş saatlerinde evlerinin duvarlarına çeşitli hayvan ve tanrı figürleri çiziyorlardı.

Çatalhöyük kazısında bilim insanlarının keşfettiği en ilgi çekici duvar resimlerinden bir tanesi bir yanardağ patlaması idi. Yerleşim yerinin hemen yakınında bulunan Hasandağı, o dönemlerde aktif bir volkanik dağ idi ve belirli zamanlarda kuvvetli patlamalar ile gökyüzüne duman ve lav püskürtüyordu. O anlara şahitlik eden biri ise evinin duvarına bu ilginç doğa olayını resmetmiş ve günümüze kadar ulaşmasını sağlamıştı. O dönemlerde bu doğa olayına anlam veremeyen insanlar bu olayı tanrıların kızdığı yönünde yorumlayarak o yıl yapılan tüm tanrıça figürlerini kızgın ve sinirli yüz hatları ile oluşturmuştu.

Sosyal yaşam ve kent yönetimi

Çatalhöyük’te sosyal yaşam oldukça sakin ve barış içinde geçiyordu. Herkes birbiri ile akraba veya dosttu ve aileler veya kişiler arasında kolay kolay anlaşmazlık çıkmazdı. Kentte yaşayan herkes birbiri ile iletişim halindeydi ve insanlar arasında yardımlaşma esasına herkes uyuyordu. Çatalhöyük’te bir kral veya yönetici yoktu. Karar verilmesi gereken durumlarda halk toplanarak barışçıl bir şekilde konuşup ortak bir karara varıyordu ve günlük yaşam alınan bu kararlar çerçevesinde gerçekleşiyordu. Bu sebeple bölgede hiç ayrılık, anlaşmazlık veya savaş olmamıştı. Yazı henüz keşfedilmediği için alınan kararlar yazıya dökülemiyor, bu kararlara uyulup uyulmadığını denetleyen bir grup olmamasına rağmen kararlar insanlar harfiyen uygulanıyordu.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR  İsteseniz de Giremeyeceğiniz Yaklaşmanın Dahi Yasak Olduğu 5 Gizemli Bölge

Dini inançlar

Çatalhöyük halkı belirli bir dini inanca sahip değildi. Bir yaratıcının varlığına inanılırdı ve bu yaratıcının kesinlikle kadın olduğu görüşü hakimdi. Çünkü kadın doğum gibi bir mucizeyi gerçekleştiren bir canlıydı ve böylesine bir mucize sadece tanrılar tarafından gerçekleştirilebilirdi. Bölge halkının kil ve topraktan yaptığı tanrı figürlerinin tamamı kadın olarak işlenmişti. Yapılan tanrı figürleri genellikle şişman kadınlardan oluşmaktaydı. Bunun sebebi ise şişman bir tanrının onlara bol ve oldukça çeşitli av ve meyveler sunabileceğine inanmaları idi.

Kazı alanında yapılan çalışmalar bu bölgede yaşayan insanların zamanla kenti terk ettiğini tespit etti. İnsanların kentten ayrılış sebepleri konusunda her ne kadar kesin bir bilgi olmasa da kuraklık ve kıtlığın insanların şehri terk etmesinde ve göç etmesinde en büyük etken olduğu düşünülüyor. Bir grup bilim insanı ise, şehrin terk edilmesinin tamamen insanın dış dünyaya karşı olan merakından kaynaklı olduğunu ve bölgede yaşayan halkın dış dünyada farklı yerleş keşfedilmek için göz ettiğini düşünüyor.

Çatalhöyük kazı ve araştırma çalışmaları bir grup yabancı arkeolog ve bilim insanı tarafından yönetiliyor ve maalesef batı halkları bizim sahip çıkmamız gereken milli kültürümüze bizden daha iyi sahip çıkıyor.

Devam eden kazı çalışmalarında ortaya çıkan detayları takip ederek yazının güncelliğini koruyacağımızı bildirmek isteriz. İlginiz için teşekkürler. Hoşçakalın…


Bu içerik bisosyo.com üyesi tarafından oluşturulmuş ve yayınlanmıştır. Sitemize üye olarak sizde içerik ekleyebilir ve içeriğinizi ücretsiz yayınlayabilirsiniz.

Bu içeriğe emojiler ile oy verin

Üzücü Üzücü
0
Üzücü
Beğenmedim Beğenmedim
0
Beğenmedim
Beğendim Beğendim
4
Beğendim
Komik Komik
0
Komik
Mükemmel Mükemmel
2
Mükemmel
Korkunç Korkunç
0
Korkunç
Sinir Bozucu Sinir Bozucu
0
Sinir Bozucu
Okur Yazar

Tecrübelerimizle yirmi yılda öğreneceklerimizi, okuyarak bir yılda öğrenebiliriz...

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerikler Telif Hakkı İle Korunmaktadır. İzin Alınmadan Kopyalanamaz, Başka Bir Yerde Paylaşılamaz !
Eklenecek İçerik
Makale
Görsel yada video ile süslenmiş bir makale oluştur
Test
Bir sonuca ulaşan veya kişilik belirleyen bir test oluştur
Foto Galeri
Kısa açıklamalar ile süslenmiş bir foto galeri oluştur
Video
Video içeren içerik oluştur