Sirius Yıldızı İnsanlığın Tohumlandığı Yer Mi? ,Sirius Star

1 min


0

Merhaba değerli izleyiciler. Uzun bir aradan sonra yeni bir video ile karşınızdayım. Bu videoda sizlere kurban verilen Tanrılaştırılmış veya “anlam katılmış” varlıklardan/cisimlerden en önemlileri olan “Yıldızlar”a değineceğim. Çünkü birçoğunuzun bildiği üzere ilk tanrılar ya doğal güçleri temsilen yaratılmış ya da dünyamızın dışındaki ulaşılamayan cisimlere atıf yapılarak oluşturulmuştur. Mesela: Güneş Tanrısı, Ay Tanrısı gibi. Sirius takımyıldızı bu “anlam katılmış” şeyler arasında en önemlilerden biridir. Öyle ki, birçok dinde ve toplumda farklı efsanelerle yer bulmuş, bazense “öte aleme geçiş kapısı” sanılıp, tapılan varlıklar arasında yerini almıştır. 

Yine keyifli bir video ile sizleri baş başa bırakıyorum. Keyifli seyirler..

Bir astronomun gözüyle yıldız kümeleri yoğun ışık saçan plazma küresiyken bazıları için koca evrende tanrının farklı boyutlardaki tezahürüdür. Sadece karanlık geceleri aydınlatmak için orada durmadıkları ise aşikârdır. Hiç şüphesiz yıldızlara ayrı coğrafya ve kültürlerde, birbirinden bağımsızmış gibi görünen ancak özünde aynı olan inanç sistemleri tarafından farklı anlamlar yüklenmiştir. Bu sembolizmin en yoğun olduğu yıldızlardan biri olan Sirius, “Köpek Yıldızı”,”Demir Kazık” gibi adlarla ifade edilir. Bazı kaynaklar Demir Kazık yıldızını Kutup yıldızı olarak ifade etse de mitolojik imgeler açısından bakılırsa işaret edilen yıldız Sirius yıldızıdır.

Bahsi geçen Takımyıldızımız; Ezoterik öğretilerde genellikle köpek, kurt, çakal biçiminde simgelenmiştir.

Yunan mitolojisinde avcı Orion’un köpeğidir.

Mısır’da ölüleri öteki aleme götüren Anubis’tir.

Türk mitolojisinde göksel sarayın bekçisi Kutsal Kurt Asena’dır.

Roma mitolojisinde Roma şehrinin kurucuları Romelus ve Remus’u emziren ilâhi kurttur.

İslam’da (Kuran’ı Kerim’de değil) Zulkarneyn’in bu yıldıza giderek Yecüc ve Mecüc’ü hapsettiği düşünülür.

Sirius, farklı dillerde “Sothis”,”Şira”,”Sirona”,Serios”,”Kak-si-di”,”Huşi” gibi adlarla telaffuz edilmiştir. Hatta yazıyı sanki doktora tezi hazırlıyormuşum gibi sıkıcılaştırmamak adına ekstra bir bilgi daha vereyim: Harry Potter adlı roman/film serisinde, başkarakterimizin yakınlarından birinin adı Sirius Black’dir ve bu kişinin özelliği ise köpeğe dönüşebilmektir. Yani anlayacağınız; günümüzde en popüler olan romanlardan birinde bile Sirius yıldızımıza atıfta bulunulmaktadır.


Büyük Köpek Takımyıldızı’nda yer alan bu yıldız, gökyüzünün en parlak yıldızıdır. Güneşten 8.6 ışık yılı uzaklıkta olmasına rağmen parlaklığı güneşin 23 katıdır. Astronomlar Sirius-B için ‘’küçük yıldızlardan biri olmasına karşın yoğunluğu oldukça ağır bir yıldızdır ‘’ derler. İnsan aklının algılamakta zorlanacağı bir nokta ki, bu yıldızdan alınacak minik bir maddenin 1 ton geleceği söylenmektedir. Yerçekimi ve madde yoğunluğuyla birlikte değişim gösteren bu ağırlık oranını, dünyamızla kıyaslayınca sonuç muazzamdır. Yoğunluğu demirden daha sert olan bu maddenin dünyadaki en sert mineral olan elmastan 300 kat daha sert olduğu düşünülmektedir. Bugün yaklaşık 250 milyon yaşında olan Sirius sisteminin ilk 150 milyon yılını birbirine çok yakın A ve B yıldızlarının çılgın attığı bir dönem olarak niteleyebiliriz. Daha açık ifade etmek gerekirse, bu ilk 150 milyon yılda yaşananlar; değil burada yaşam oluşması, yaşama izin verebilmesi muhtemel gezegenlerin, henüz yolun başındayken kavrulup yok olması için yeterlidir.

İlginç bir biçimde bu yıldıza Türk astral kültüründe de demir gibi sert anlamında Demirkazık yıldızı denir. Demirkazık, astral mitolojik Türk tasavvurunda evrenin direği ve göğün kapısı olarak adlandırılır. Sıcak ve soğuğun bu kapıdan geçtiği düşünülür. Bu yıldızın güneşle birlikte doğduğu temmuz ve ağustos ayları orta ve kuzey enlemlerde kavurucu sıcakların olduğu köpek günleri olarak adlandırılır. Hatta İngilizce’de “Dog Days” ifadesi buradan gelir. Bu günlerde sıcaklığa bağlı olarak salgın hastalıklarda da artış gözlemlenmiştir. Büyük Plinius ya da Yaşlı Pliny olarak bilinen ünlü Romalı filozof, Naturalis Historia adlı eserde temmuz ve ağustos aylarının kuduz köpekler tarafından saldırı riski taşıyan aylar olduğunu ifade etmiştir. Demirkazık’tan sıcaklığın yeryüzüne inmesi gibi düşünebiliriz bunu. Nitekim Mart aylarında kedilerin azgınlaşması gibi, Bu yıldızın etkilediği bazı dönemlerde köpeklerde de bazı değişimlerin meydana gelmesi çok da şaşılacak bir durum olmamalıdır.

Eski Türk kavimlerine göre bu yıldız tanrının ışıklı ülkeleri olan gök ile yeryüzünü birleştiren kutsal bir kapıydı. Bu yıldız ruhlar âlemi ile ölümlülerin yaşadığı maddi âlemin sınırıydı. “Tanrıyla insanı ayıran çizgiydi” de denilebilir. Tanrı insanlara bu kapıdan iyilikler gönderirdi. Şamanlar uçarak bu kapıdan Tanrı ile iletişime geçerler fakat bu yıldıza ulaşıp yukarısına çıkamazlardı. Tanrı şamanlara bu kapı vasıtasıyla bir elçisini gönderir, şamanların isteklerini bu elçi vasıtasıyla dinlerdi. Tahmin edebileceğiniz gibi yaşadığımız galaksinin içindeki birçok yıldıza ve gezegene sıfatlar verilmiştir ve bunlar 3–5 taneden ibaret değildir. Yunan Tanrılarının hepsi isimlerini ve karakteristik özelliklerini o dönemde bilinen gezegenlerden almaktadır. 


Devamını videoda bulabilirsiniz...



Bu içeriğe emojiler ile oy verin

Üzücü Üzücü
0
Üzücü
Beğenmedim Beğenmedim
0
Beğenmedim
Beğendim Beğendim
1
Beğendim
Komik Komik
0
Komik
Mükemmel Mükemmel
1
Mükemmel
Korkunç Korkunç
0
Korkunç
Sinir Bozucu Sinir Bozucu
0
Sinir Bozucu
Drone

0 Comments

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

error: İçerikler Telif Hakkı İle Korunmaktadır. İzin Alınmadan Kopyalanamaz, Başka Bir Yerde Paylaşılamaz !
Eklenecek İçerik
Makale
Görsel yada video ile süslenmiş bir makale oluştur
Test
Bir sonuca ulaşan veya kişilik belirleyen bir test oluştur
Foto Galeri
Kısa açıklamalar ile süslenmiş bir foto galeri oluştur
Video
Video içeren içerik oluştur